Darultavhid
Administrator
Newbie
   
Değerlendirme Puanı: +0/-0
Online
Mesaj Sayısı: 42
|
 |
« : 29 Temmuz 2010, 12:32 » |
|
Kabirden yardım istemek iki türlü olur:
1)Sadece Allahın kudreti dahilinde olan bir hususta yardım istemek: Mesela kabir ve türbelerden yağmur,rızık,çocuk,kısmet vs taleb edenler gibi. Bunun şirk olduğu açıktır. Çünkü bu kişi bu hareketiyle rububiyeti yani kainatta tasarruf yetkisini,kainatın tedbir ve idaresini Allah'tan başkasına nisbet etmiştir. Bu ise rububiyette şirktir. Cahiliye müşriklerinin dahi çoğu böyle bir şirkten kaçınırlardı.
قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ أَمَّن يَمْلِكُ السَّمْعَ والأَبْصَارَ وَمَن يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَن يُدَبِّرُ الأَمْرَ فَسَيَقُولُونَ اللّهُ فَقُلْ أَفَلاَ تَتَّقُونَ
"De ki: «Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?» Onlar: «Allah'tır! « diyecekler. «O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?» de." (Yunus:31)
Kısacası günümüzde mezarda yatan ölülerin ve sözde evliya adı verilen kimselerin kainatta tasarruf sahibi olduğunu iddia eden kişiler Arap müşriklerinin dahi altına düşmüştür. Bunlar evliyaların kainatı yönettiklerini ve de başında gavs adı verilen şahsın bulunduğu bir ruhani meclis vasıtasıyla bu yönetimi gerçekleştirdiklerini ileri sürerler. Güya bu gavsın kutup adı verilen iki tane yardımcısı varmış ve bu üçlü mekanizmanın altında da abdal,evtad,nüceba vs adı verilen diğer kişiler bulunuyormuş. Bunlar iddialarına göre yeryüzünün direkleridir, yer gök bunların sayesinde ayakta durur vs. Müşriklerin iddialarından Allahı tenzih ederiz.
2)Bir insanın kudreti dahilinde olan bir hususta yardım istemek: Şefaat istemek, Allah katında duasını talep etmek vs gibi. Bu da iki çeşittir:
a)Kişinin uzaktaki bir kabirden şefaat istemesi veya ölmüş olan bir kimseyi bulunduğu yerden çağırması gibi. Bu da büyük şirktir ve özellikle isim ve sıfat tevhidini ihlal eder. Zira böyle yapan kişi sadece Allah'a has olan "Semi/Her şeyi İşiten", "Basir/Her şeyi gören", "Alim/Her şeyi bilen" sıfatlarını Allah'tan başkasına vermiş olur. Eğer binlerce km uzaktaki bir zatın kendisini işitmediğini düşünüyorsa neden ondan yardım istesin? Bu fiili işleyen bütün müşrikler ilahlarının kendilerini görüp işittiğini ve dualara icabet edeceklerini düşünerek bunu yaparlar. Zaten bu yaptıkları fiil gaibteki birini çağırmak,davet etmektir yani duadır. Dua ise hadiste geçtiği üzere "Muhh'ul ibadet" tir yani ibadetin özüdür ve sadece Allah'a yapılır. Allah'tan başkasına dua etmek yani yardıma çağırmak ise uluhiyetinde ona ortak koşmaktır.
وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَداً
Mescidler şüphesiz Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (ve kulluk etmeyin) Cin:18
b)Kişinin kabrin başına giderek ölünün kendisini işittiği zannıyla ondan şefaat istemesi yani kendisi için dua etmesini taleb etmesi gibi. Bu hareket küçük şirktir ve bidattir. Sahabeden ve selef imamlarından hiç birisi ne Allah rasulunun ne de başka birinin mezarına gidip böyle bir talepte bulunmamışlardır. Normalde bir insan başka birinden dua isteyebilir hatta Allah rasulunun duasını talep etmek bizzat Allah tarafından emredilmiştir:
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّاباً رَّحِيماً
"Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı." (nisa:64)
Kısacası zikrettiğimiz bu son madde haricinde ölülerden yardım istemek şirktir hatta şirkin aslıdır. Rasullerin mücadelesini iyi bilen bir kimse aslında rasullerin bir çoğunun bu tarz şirki yani salihleri aracı kılarak onlara ibadet etme şeklindeki şirki ortadan kaldırmak için gönderildiğini bilir. Bu husus bütün peygamberlerin şeriatlarında aynıdır,çünkü şirkin ve tağuyun reddedilmesi bütün rasullerin ortak davetidir:
وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولاً أَنِ اعْبُدُواْ اللّهَ وَاجْتَنِبُواْ الطَّاغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى اللّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلالَةُ فَسِيرُواْ فِي الأَرْضِ فَانظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ
"Andolsun ki biz, «Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının» diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur!" (Nahl: 36)
وَمَا أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِي إِلَيْهِ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدُونِ
"Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: «Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin» diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya:25)
Allah'tan başkasına dua etmek ise rasullerin ortak daveti olan "lailahe illallah"a aykırıdır. Bu konuda -tevhidin diğer konularında olduğu gibi -cehalet mazeret değildir. Zira Allah'tan başkasından yardım istenemeyeceği hususu tevhidin diğer konuları gibi aklen ve fıtraten bilinebilecek konulardır. Şeriatta da ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Eğer bu konuda cehalet mazeret olsaydı bu şirkin aynısını işleyen Mekke müşrikleri vb'nin rasul gelmeden önce mazur sayılmaları gerekirdi. Halbuki onlar bu hususta cahil olmalarına rağmen müşrik olarak nitelenmiş ve kınanmışlardır.
Kabirlerden yardım isteyen kişi müşriktir ve onu tekfir etmeyen de müşriktir. Çünkü birisi Allah'tan başka ilah ve rabbler edinmiş, diğeri de bir kişinin iki ilah vardır dediği halde müslüman olabileceğini ileri sürmüştür. Bu tekfir etmemesini cehalet veya tevile dayandırması bir şey farketmez. Bu kişi küfre iman ismini vermiş ve şirk koşanları müslüman görerek veli edinmiştir. Zira müminler birbirinin velileridir. Bir kişi şirk ehline mümin diyorsa onlarla kendisini kardeş ilan etmiştir. Onların yaptığı şirki tenkid etmesi bir şey değiştirmez.
إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاءُ وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْماً عَظِيماً
"Doğrusu Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa pek büyük bir cinayeti iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur." (Nisa: 48)
Bu kişinin İslama yeni girmiş olması da bir şey değiştirmez. Çünkü Allah'tan başka ibadet edilecek ilahların mevcudiyetine iman eden kişi İslama girmiş olarak nitelenemez. Eğer şirk içersindeki bir kişi de İslama girmiş sayılacaksa o zaman kişi hangi ölçüye binaen İslama girmiş sayılacaktır. Kişinin müslüman olması için şirki reddetmesi dahi gerekmiyorsa neyi reddetmesi gerekmektedir? Zatul envat hadisi gibi bazı nassları dillerine dolayarak şirkte cehaletin mazeret olabileceğini iddia edenler ucunun nereye gittiğini kendilerinin bile bilmediği büyük bir laf etmektedirler.
Şimdiye kadar bahsettiğimiz bütün meselelerde alimler ittifak etmişlerdir. Bu konuda ihtilaf eden kişi zaten bırakın alim olmayı müslüman dahi değildir. Çünkü hiç bir müslüman Allah'tan başka iki ilahın yani kendisine dua edilecek iki varlığın bulunduğuna itikad eden birine müslüman demez. Aynı üç ilahın varlığına iman eden hristiyanların tekfirinde icma ettikleri gibi bunların tekfirinde de icma ederler.
|