Darultawhid
Duyurular:
Din ancak kitap ve mizan ile ayakta durur. Kitap yol gösterir ve demir ise onu destekler. (İmam İbn Teymiyye)
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 05 Eylül 2010, 06:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Tüm hakkı Allah rızası için vakfedilmiştir.
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: RASULULLAH (sav)’İN CAHİLİYE EHLİNE MUHALEFET ETTİĞİ MESELELER  (Okunma Sayısı 459 defa)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« : 25 Haziran 2010, 17:32 »

RASULULLAH (sallallahu aleyhi ve sellem)’İN CAHİLİYE EHLİNE MUHALEFET ETTİĞİ MESELELER

Müellif: Şeyhu'l-İslam Muhammed bin Abdu'l-Vehhab (h 1206)

بسم الله الرحمن الرحيم

GİRİŞ

قال الشيخ محمد بن عبد الوهاب رحمه الله تعالى:
هذه أمور خالف فيها رسول الله صلى الله عليه وسلم ما عليه أهل الجاهلية الكتابيين والأميين، مما لا غنى للمسلم عن معرفتها.
فالضد يضر حسنَه الضدُ      وبضدها تتبين الأشياءُ
فأهم ما فيها وأشدها خطراً عدم إيمان القلب بما جاء به الرسول صلى الله عليه وسلم، فإن انضاف إلى ذلك استحسان ما عليه أهل الجاهلية تمت الخسارة كما قال تعالى: {والذين ءامنوا بالباطل وكفروا بالله أولئك هم الخاسرون}.


Şeyh Muhammed bin Abdu'l-Vehhab (ra) şöyle dedi:

Bunlar Cahiliye Devri halkının ehl-i kitaptan (Yahudi ve Hristiyanlar) ve ehli kitaptan olmayan ümmiler1 (Arap Müşrikleri) tarafından yapılan ve Allah Rasulunun (sallallahu aleyhi ve sellem) muhalefette bulundugu özellikleridir. Bunlar her Müslümanın bilmesi gereken özelliklerdir. Bu özellikler öğrenildiğinde zıttı olan iyi özellikler de açıkca ortaya çıkacaktır. Ve bu şekilde bir seyin zıttının ortaya çıkarılması o şeyin anlaşılır olmasını sağlar.

Bu özelliklerden (Cahiliye Devrinin Özellikleri) en önemlisi ve en tehlikelisi Allah Rasulu’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) getirmiş olduğu şeye karşı kalpte imanın bulunmamasıdır. Ve eğer cahiliye devri halkının sahip olduklari özellikleri benimseyip birde buna imanın kalplerde bulunmayışını eklersek, Allahu Tealanın bildirmiş olduğu cezaya ulaşılır.

“Batıla inanıp, Allahı inkar edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.”2




1- “Çünkü ümmilere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onlari temizleyen, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O’dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Cuma 62/2); “Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman icin indirilmiştir.” (Ya-Sin 36/6); “Halbuki biz onlara okuyacakları kitaplar vermediğimiz gibi senden önce onlara bir uyarıcı (peygamber) de göndermemiştik.” (Sebe 34/44)

2- Ankebut 29/52
« Son Düzenleme: 31 Temmuz 2010, 20:25 Gönderen: Darultavhid » Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #1 : 15 Temmuz 2010, 18:40 »

CAHİLİYE DEVRİ HALKININ ÖZELLİKLERİ

Birinci Özellik: Salih kimselerden yardım dilerlerdi

[1] : أنهم يتعبدون بإشراك الصالحين في دعاء الله وعبادته، يريدون شفاعتهم عند الله، لظنهم أن الله يحب ذلك وأن الصالحين يحبونه، كما قال تعالى: {ويعبدون من دون الله ما لا يضرهم ولا ينفعهم ويقولون هؤلآء شفعآؤنا عند الله} وقال تعالى: {والذين اتخذوا من دونه أولياء مانعبدهم إلا ليقربونآ إلى الله زلفى} وهذه أعظم مسألة خالفهم فيها رسول الله صلى الله عليه وسلم، فأتى بالإخلاض، وأخبر أنه دين الله الذي أرسل به جميع الرسل، وأنه لا يُقبل من الأعمال إلا الخالص، وأخبر إن من فعل ما استحسنوا فقد حَرم الله عليه الجنة ومأواه النار.
وهذه هي المسألة التي تَفرق الناس لأجلها بين مسلم وكافر، وعندها وقعت العداوة، ولأجلها شرع الله الجهاد كما قال تعالى: {وقاتلوهم حتى لا تكون فتنة ويكون الدين كله لله}.



1- Onlar, salih kimseleri ibadetlerinde ve dualarında Allah’a ortak koşarlardı.3 Bunu, bunların (salih kimseler) Allah katında kendilerine şefaat etmelerini arzuladıklarından yapmaktaydılar ve Allah’ın ve salih kimselerin bundan hoşlanacağını zannederlerdi. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Onlar Allah’ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve: Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir, diyorlar.”4

Ve yine şöyle buyurmaktadır: “O’nu bırakıp kendilerine birtakım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler.”5

Bu Allah Rasulunun onlara en cok muhalefette bulunduğu husustur. Allah rasulu, bütün peygamberlerin geliş gayesi olan ihlasi (ibadeti Allah'a has kılmak) getirmiş ve bunun Allah’ın dini olduğunu insanlara açıklamıştır. Ve yine o yalnızca Allah için yapılan ibadetlerin dışında hiçbir amelin Allah tarafından kabul edilmeyeceğini bizlere bildirmiştir. Ve yine o herkim bu müşriklerin yaptıklarını onaylarsa Allah’ın ona cenneti haram kıldığını ve onun varış yerinin cehennem olacağını da bizlere bildirmiştir.

İşte bu özellik sebebiyle insanoğlu Müslüman ve Kafir olarak sınıflandırılmıştır. Ve yine bu haslet sebebiyle her iki grup arasında düşmanlık oluşmuştur. Ve yine bu sebeple cihad uzerimize yazılmıştır. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:

“Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.”6



3- Bu konuda cok sayıda ayet bulunmaktadır: “Halbuki onlara ancak, dini yalnız O’na has kılarak ve hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmuştu.” (el-Beyyine 98/5); “Artık herkim rabbine kavuşmayi umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.” (Kehf 18/110); “O halde sen de dini Allah’a has kılarak (ihlas ile) kulluk et.” (ez-Zümer 39/2); “Haydi, kafirlerin hoşuna gitmese de Allah’a, Allah için dindar ve ihlaslı olarak dua edin.” (Mü'min 41/14)

4- Yunus 10/18

5- ez-Zümer 39/3

6- el-Enfal 8/39
« Son Düzenleme: 15 Temmuz 2010, 18:41 Gönderen: Hanif Muvahhid » Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #2 : 17 Temmuz 2010, 18:10 »

İkinci Özellik: Cahiliye Devri İnsanlari İbadetleri ve Dinleri Sebebiyle Bölünürlerdi

[2] : أنهم متفرقون في دينهم، كما قال تعالى: {كل حزب بما لديهم فرحون}، وكذلك في دنياهم ويرون أن ذلك هو الصواب، فأتى بالاجتماع في الدين بقوله: {شرع لكم من الدين ما وصى به نوحا والذي أوحينا إليك وما وصينا به إبراهيم وموسى وعيسى أن أقيموا الصلاة ولا تتفرقوا فيه}، وقال تعالى {إن الذين فرقوا دينهم وكانوا شيعا لست منهم في شئ}، ونهانا عن مشابهتهم بقوله: {ولا تكونوا كالذين تفرقوا واختلفوا من بعد ما جآءهم البينات}، ونهانا عن التفرق في الدنيا يقوله: {واعتصموا بحبل الله جميعا ولا تفرقوا}.

2- Onlar dinlerinde fırkalara ayrılmıştır.7 Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.”8

Yine onlar sahip oldukları dünyalık sebebiyle fırkalara bölünmüşler ve her grup sahip olduğu yolun hak üzere olduğunu iddia etmiştir. Allahu Teala dinde birlik ve beraberlikten şöylece söz etmektedir:

“Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı.”9

Ve yine şöyle buyurmaktadır: “Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar varya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur.”10
 
Bizleri onlara benzemekten nehyetmektedir: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.”11

Ve yine ayni şekilde bizleri dinde fırkalara ayrılmaktan da nehyetmektedir: “Hep birlikte Allah’in ipine (İslam’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın.”12




7- “Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil’i) okumakta oldukları halde Yahudiler; Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler.” (el-Bakara 2/113)

8- er-Rum 31/32

9- eş-Şura 42/13

10- el-En’am 6/159

11- Al-i İmran 3/105

12- Al-i İmran 3/103 Burada şunu belirtmekte fayda vardır ki ihtilaflar insanoğlunun doğasında bulunmaktadır. Eğer herhangi bir konuda farklı kanaat veya inançlar ortaya cıkarsa bu durumda bizler Kur’an ve sünnete başvurmalıyız. “Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a mahsustur.” (eş-Şura 42/10); “Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, -Allah’a ve ahirete gerçekten iman ediyorsanız- onu Allah’a ve resulune götürün (onların talimatına gore halledin).” (en-Nisa 4/59) İhtilaflarin çözümleri için alimlere başvurmalıyız: “Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.” (en-Nahl 16/43)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #3 : 18 Temmuz 2010, 16:47 »

Üçüncü Özellik: Onlar Emire İtaatsizliği Fazilet Saymışlardı

[3] : أن مخالفة ولي الأمر وعدم الانقياد له فضيلة، والسمع والطاعة له ذل ومهانة، فخالفهم رسول الله صلى الله عليه وسلم وأمر بالصبر على جور الولاة، وأمر بالسمع والطاعة لهم والنصيحة، وغلظ في ذلك وأبدى فيه وأعاد.
وهذه الثلاث هي التي جمع بينها فيما صح عنه في الصحيح أنه قال: "إن الله يرضى لكم ثلاثاً أن تعبدوه ولا تشركوا به شيئاً، وأن تعتصموا بحبل الله جميعاً ولا تفرقوا، وأن تناصحوا من ولاه الله أمركم" (أخرجه مسلم). ولم يقع خلل في دين الناس ودنياهم إلا بسبب الإخلال بهذه الثلاث أو بعضها.


3- Onlar otoriteye itaatsizliği ve ona boyun eğmemeyi fazilet sayarlardı. Yine onlar itaati ise gurur kırıcı ve küçük düşürücü bir iş olarak görürlerdi.13 

İşte Allah Rasulu (sav) onlara bu hususta muhalefet etmiş ve idarecilerin zulmune maruz kalındığında sabırlı olmayı emretmiştir. Yine aynı şekilde onları dinlemeyi, itaat etmeyi14 ve onlara nasihatta bulunmayı da emretmiştir. Hatta nasihat etme hususuna kapsamlıca değinmiş ve bu konuyu kararlı bir biçimde ve defalarca gündeme getirmiştir.

Bu üç cahiliye devri özelliği Allah Rasulu (sav)'den sahihaynde rivayet edilen bir hadiste birarada zikredilmiştir:

“Allah sizin için şu üç şeyden hoşlanır:

1- Yalnızca Allaha ibadet edip, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamanız

2- Allahın ipine hep birlikte sarılarak gruplara ayrılmamanız ve

3- Allahın sizin üzerinize idareci tayin ettiği kimselere nasihatte bulunmanız.”15

İnsanoğlunun din ve dünya işleri hususunda, bu üç özelliğin yada onlardan (herhangi) birinin ihlal edilmesinden daha büyük bir zarar söz konusu değildir.




13- Allahu Teala bizlere emirlere itaat etmemizi emretmiştir: “Ey iman edenler Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ululemre (idarecilere) de itaat edin.” (en-Nisa 4/59) Allah Rasulu (sav) de “Allah’a isyanın olduğu yerde kula itaat yoktur.” (Ahmed) ve “İtaat ancak iyi şeylerde olur.” (Buhari; Müslim) ayrıca “Allah katında onun küfrüne dair kesin deliliniz oluncaya kadar emre itaat ediniz.” (Buhari; Müslim), “Ona, sizin malınızı alsa yada sizi kırbaçlasa da itaat ediniz.” (Müslim), “Allah’a karşı bir günah söz konusu olunca, mahluka itaat gerekmez.” (Buhari; Müslim; Ebu Davud; Nesei; İbni Mace; İbni Ebi Şeybe, Musennef) buyurarak itaatin sınırlarını çizmiştir.

14- Allah Rasulu (sav) şöyle buyurmaktadır: “Sevdiği şeyde ve nefret ettiği şeyde, Allah’a isyan etmekle emrolunmadıkça, dinlemek ve itaat etmek Müslümanlar üzerine zorunlu kılınmıştır. Allah’a isyan olan işte dinlemek ve itaat etmek yoktur.” (Buhari; Müslim) Yine bir başka hadiste “Herkim Müslüman bir emire beyat etmeden ölürse, cahiliye olumu üzere olur.” (Müslim) buyrulmaktadır. İbn Abbas (ra)’dan rivayet edildiğine göre ResulAllah (sav) şöyle buyurdu: “Her kim emrinden hoşlanmıyacağı bir şeyin meydana geldiğini görürse onun fenalığına sabretsin, isyan etmesin. Çünkü herkim İslam cemaatinden bir karış ayrılırsa, ölürse muhakkak o cahiliyet ölümü ile ölür.” (Buhari; Tirmizi; Ahmed) el-İrbad bin Sariye (ra)'dan rivayet edilmiştir, dediki; “ResulAllah (sav) bize namaz kıldırdı. sonra yüzünü bize döndürdü ve sonra çok belagatlı bir vaaz ettiki gözler ağladı gönüller korktu. Bir sözcü: Ey Allahın Resulu şu konuşma ayrılık konuşmasına benziyor. Bize ne tavsiye edersin, dedi. Resulullah (sav): Ben size Allah'tan korkmanızı ve üzerinize Habeşli bir kölede amir dikilse emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Gerçekten benden sonra sizden kim yaşarsa çok ihtilaflar görecek, sizlere benim sünnetime ve benden sonra gelecek yol gösteren ve raşid halifelerimin sünnetine uymanız gerekir. Bu sünnetlere uyun ve azı dişinizle bu sünnetleri ısırıcasına sıkı sarılın. Dinde sonradan çıkarılan işlerden sakının gerçekten sonradan çıkarılan işlerden sakının. Gerçekten her sonradan çıkarılan şey bidattır. Ve her bidat sapıklıktır.” (Ebu Davud; Tirmizi; İbni Mace; Darimi)

15- Buhari; Müslim
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #4 : 20 Temmuz 2010, 12:37 »

Dördüncü Özellik: Körü Körüne Taklid ve Zararları

[4] : أن دينهم مبني على أصول أعظمها التقليد، فهو القاعدة الكبرى لجميع الكفار أولهم وآخرهم، كما قال تعالى: {وكذلك مآ أرسلنا من قبلك في قرية من نذير إلا قال مترفوهآ إنا وجدنا ءاباءنا على أمة وإنا على ءاثرهم مقتدون} وقال تعالى: {وإذا قيل لهم اتبعوا ما أنزل الله قالوا بل نتبع ما وجدنا عليه ءابآءنآ أولو كان الشيطان يدعوهم إلى عذاب السعير}، فأتاهم بقوله: {قل إنمآ أعظكم بواحدة أن تقوموا لله مثنى وفرادى ثم تتفكروا ما بصاحبكم من جنة}، وقوله: {اتبعوا مآ انزل إليكم من ربكم ولا تتبعوا من دونه أولياء قليلا ما تذكرون}.

4- Onların dinleri birtakım (batıl) prensipler üzerine kuruludur ve bunlardan en mühimi (körü körüne) delilsiz takliddir.16 Bu aynı zamanda bütün kafirlerin –gelmiş ve gelecek- en büyük prensiplerinden biridir Allahu Teala’nın bildirdiği üzere:

“Müşriklerin dininin en büyük esası, taklitçilik üzerine bina olunmuştur. Bu, ilk kafirlerden son kafirlere kadar olan bütün kafirlerin en büyük kaidesidir.”

“Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişşek mutlaka o varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.”17

Ve yine şöyle buyurmaktadır: “Onlara ‘Allah’ın indirdiğine uyun’ dendiğinde: ‘Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ derler. Ya şeytan, onları alevli ateşin azabına cağırıyor idiyse...”18

Ve yine onlara Allahın şu ayeti indirilmiştir: “(Resulum onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker ayağa kalkın, sonra da düşünün. Arkadaşınızda (peygamberde) hiçbir delilik yoktur.”19

Ve Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da baska dostların peşinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.”20




16- Taklid eğer iyi hususlarda ve delille olursa buna ittiba (uyma) ve igtida (örnek alma) denir ki bunlar kınanmamış aksine övülmüştür: “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum.” (Yusuf 12/38); “(İslam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar varya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuştur.” (et-Tevbe 9/100) Bu ayetle ve imamın zikrettiği diğer ayetlerle de kınanmış olanın delilsiz, körü körüne taklid olduğunu görmekteyiz: “Onlara (müşriklere): Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, ‘Hayır Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız’ dediler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiseler?” (el-Bakara 2/170)

17- ez-Zuhruf 43/23

18- Lokman 31/21

19- es-Sebe 34/46

20- el-Araf 7/3
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #5 : 21 Temmuz 2010, 16:02 »

Beşinci Özellik: Onlar Çoğunluğun Dediğine Uyarlardı

[5] : أن من أكبر قواعدهم الاغترار بالأكثر، ويحتجون به على صحة الشئ، ويستدلون على بطلان الشئ بغربته وقلة أهله، فأتاهم بضد ذلك وأوضحه في غير موضغ من القرآن.

5- Onların en büyük prensiplerinden birisi de, meselelerin çözümü hususunda çoğunluğa tabi olarak sapmaları ve bunu hakka karşı (herkez bunu yapıyordu vb. söylemlerle) delil (savunma aracı) olarak kullanmalarıdır. Ve yine aynı zamanda bu kimseler birşeyin yanlış olduğu iddialarını delillendirmek için o şeyin garipliğini ve o şeyin bağlılarının sayısal azlığını da kullanırlar. Allahu Teala bu iddialarını aksini salık vermekte ve bu meseleyi Kur'an'da birçok yerde açıklığa kavuşturmaktadır.21



21- Onlar herhangi bir ideolojinin yahut hareketin taraftarlarının çok olmasını, o şeyin hak olması olarak kabul ediyorlardı. Onlar, hakkın tabilerinin azınlık ve batılın tabilerinin ise sayı bakımından çok olduklarını gördüklerinde, batılı hakka tercih ediyorlardı. Allahu Teala ise bunun zıddına Kur’anda birçok defa yer vermekte ve azınlığı överek çoğunluğu kınamaktadır: “Kullarımdan şükreden azdır.” (es-Sebe 34/13); “Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.” (Hud 11/40) Bu konuda Allah rasulu (sav)’de  şöyle buyurmaktadır: “İslam garib başlamıştır ve ilk basladığı dönemdeki garibliğine dönecektir.” (Müslim) Kur’an’da bu konuda yer alan birçok ayetten bir kısmı şöyledir: “Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan baska birşeye tabi olmaz, yalandan baska söz de söylemezler.” (el-Enam 6/116); “Zira bu, senin Rabbin tarafından bildirilmiş gerçektir; fakat insanların çoğu inanmazlar.” (Hud 11/17); “İşte dosdoğru din budur. Fakat insanlarin çoğu bilmezler.” (Yusuf 12/40); “Andolsunki onlardan önce eski milletlerin çoğu dalalete düştü.” (es-Saffat 37/71); “Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.” (ez-Zuhruf 43/78); “Ama insanlarin çoğu bilmezler.” (el-Araf 7/187); “Onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.” (el-Araf 7/102); “Sen ne kadar üstüne düşsen de insanların çoğu iman edecek değillerdir.” (Yusuf 12/103)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #6 : 24 Temmuz 2010, 03:29 »

Altıncı Özellik: Atalarını Hüccet Olarak Kabul Ederlerdi

[6] : الاحتجاج بالمتقدمين كقوله: {قال فما بال القرون الأولى}، {ما سمعنا بهذا فى ءابآءنا الأولين}.

6- Onlar atalarının yaptıklarını kendi yaptıklarının delili olarak kabul ederler.22

Allahu Teala buna şu şekilde değinmektedir23: “Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? dedi.”24

Ve yine şöyle buyurmaktadır25: “Biz, gecmişteki atalarımızdan böyle birsey duymadık.”26




22- Kureyş müşrikleri şöyle demekteydiler: “Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.” (Sad 38/7)

23- Bu ayette Firavunun, Hz Musa kendisine Rabbinin vahyettiği hak ile geldiğinde verdiği cevaba yer verilmektedir, Hz Musa tartışmasını vahye dayandırırken Firavun mantığa başvurmaktadir. Firavun Hz Musa’ya eğer hak ile gelmişse, ondan önce yaşamış ve Musa’nın getirdiği hakikatten habersiz kimselerin durumunun ne olacağını sormaktadır. Kasdettiği “yani onların tümü sapmışlarda bir tek sen mi hidayet üzeresin”di. Bunun üzerine Hz Musa’nın cevabı ise söyle olmuştu: “Onlar hakkında bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanılır ne de unutur, dedi.” (Ta-Ha 20/52)

24- (Ta-Ha 20/51)

25- Bu ayette, Nuh (as)’in kavminin, onu reddettiklerinde ona söyledikleri sözlere yer verilmektedir.

26- Muminun 24
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #7 : 25 Temmuz 2010, 15:32 »

Yedinci Özellik: Güçlü Olanı Kendilerine Hüccet Kabul Ederlerdi

[7] : الاستدلال بقوم أعطوا قوى في الأفهام والأعمال، وفي الملك والمال والجاه، فرد الله ذلك بقوله: {ولقد مكانهم فيمآ إن مكناهم فيه}، وقوله: {وكانوا من قبل يستفتحون على الذين كفروا فلما جاءهم ما عرفوا كفروا به}، وقوله: {يعرفونه كما يعرفون أبناءهم}.


7- Anlayışta, çalışmada, yönetimde, mal ve makamda güçlü kılınmış kimseleri hakka karşı kendilerine temel bir hüccet olarak kullanırladı.27
 
Allahu Teala onların bu davranıslarını redderek şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki, onlara size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik.”28
 
Yine aynı zamanda şöyle buyurmaktadır: “Daha önce kafirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat’ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat’tan) bilip öğrendikleri gerçekler karsılarına dikilince onu inkar ettiler.”29
 
Ve şöyle buyurmaktadır30: “Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.”31

 

27- “Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkanları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helak ettik.” (el-Enam 6/6); “Kendilerine ayetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkar edenler, iman edenlere: iki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler. Onlardan önce de, eşya ve görünüş bakımından daha güzel olan nice nesiller helak ettik.” (Meryem 19/73-74); “Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: Bizden daha  kuvvetli kim var? dediler.” (Fussilet 41/15); “Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler.” (Fatır 35/44); “Biz onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helak etmişizdir.” (Kaf 50/36); “Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik…Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatı verdi.” (el-Ahkaf 46/26); “Biz refahından şımarmış nice memleketi helak etmişizdir.” (el-Kasas 28/58); Son olarak Müslümanlara yönelik su ilahi mesaja yer verelim: “Andolsun ki Allah bir çok yerde (savaş alanlarında) ve Huneyn savasında size yardim etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genisligine ragmen size dar gelmisti, sonra da (bozularak) gerisin geri dönmüstünüz.” (et-Tevbe 9/25)

28- el-Ahkaf 46/26

29- el-Bakara 2/89

30- Bu ayette Yahudi ve Hristiyanların, kendilerine verilmiş olan kitaplarda tarif edildigi için, peygamberi kendi evlatlarından daha iyi tanıdıklarına işaret edilmektedir. Cahiliye döneminin bozuk anlayışı içerisinde bir kimsenin sahip olduğu cocuğun hakikaten kendisinin mi olduğu konusunda şupheleri olması normalken, vasıfları vahiyle tarif edilmiş peygamberi kendi öz oğullarından daha iyi tanıyor olmaları gayet iyi anlaşılmaktadır.

31- el-Bakara 2/146
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #8 : 28 Temmuz 2010, 18:11 »

Sekizinci Özellik: Onlar Güçsüz/Zayıf Kimselerin Bir Şeye Tabi Olmalarını O Şeyin Doğruluğuna Engel Olarak Görürlerdi

[8] : الاستدلال على بطلان الشئ بأنه لم يتبعه إلا الضعفاء، كقوله: {أنؤمن لك واتبعك الأرذلون}، وقوله: {أهؤلآء من الله عليهم من بيننآ}، فرده الله بقوله: {أليس الله بأعلم بالشاكرين}.

8- Onlar bir şeyin yanlışlığını ispatlamak için o şeye sadece güçsüz kimselerin bağlı olmalarını32 rabbimizin bildirdiği üzere aleyhinde delil olarak kullanırlardı33: 

“Onlar şöyle cevap verdiler: Sana düşük seviyeli kimseler tabi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç?”34

Ve yine onların durumunu bildirmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Aramızda Allah’ın kendilerine lutuf ve ihsanda bulunduğu kimseler bunlar mı?”35

Allahu Teala onların bu iddialarını şöylece reddetmektedir: “Allah şükredenleri daha iyi bilmez mi?”36



32- “Bizden basit görüşlü hareket eden alt tabakamızdan baskasının sana uyduğunu görmuyoruz.” (Hud 11/27); “Bu iş (İslam,) bir hayır olsaydı, onlar bizi (kabul etmede) geçemezlerdi.” (el-Ahkaf 46/11)

33- Bu ayette Hz. Nuh’un kavmini bir olan Allah’a ibadet etmeye davet etmesi üzerine, kavminden gelen cevaba yer verilmektedir. Bunun uzerine, Hz Nuh (as) onların bu sözlerine karşılık şöyle cevap vermektedir: “Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur.” (eş-Şuara 26/112)

34- eş-Şuara 26/111

35- el-Enam 6/53

36- el-Enam 6/53
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #9 : 29 Temmuz 2010, 19:40 »

Dokuzuncu Özellik: Fasık Alimleri ve Günahkar Kulları Örnek Alırlardı

[9] : الاقتداء بفسقة العلماء والعباد فأتى بقوله: {يا أيها الذين ءامونا إن كثيرا من الأحبار والرهبان ليأكلون أموال الناس بالباطل ويصدون عن سبيل الله}، وبقوله: {لا تغلوا في دينكم غير الحق ولا تتبعوا أهوآء قوم قد ضلوا من قبل وأضلوا كثيرا وضلوا عن سواء السبيل}.

9- Onlar kendilerine, fasık alimleri ve cahil kulları örnek alır ve onları takip ederlerdi.37 

Allahu Teala bu hususta şöyle vahyetmiştir: “Ey iman edenler. (Biliniz ki,) hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler.”38
 
Ve yine şöyle buyurmaktadır: “De ki: Ey Kitap ehli. Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın.”39



37- Fasık alimler ile (Yahudi) hahamlar, cahil kullar ile de (Hıristiyan) rahipler kasdedilmektedir: “(Yahudiler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (Hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yi) rabler edindiler.” (et-Tevbe 9/31); “Bize doğru yolu göster. Kendilerine lutuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil.” (el-Fatiha 1/6-7)

38- et-Tevbe 9/34

39- el-Ma'ide 5/77
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #10 : 30 Temmuz 2010, 15:18 »

Onuncu Özellik: Din Adamlarını Kıt Anlayışlı ve Akılsız Olmakla Suçlarlardı

[10] : الاستدلال على بطلان الدين بقلة أفهام أهله وعدم حفظهم كقولهم {بادي الرأي}.

10- Onlar dinin yanlış olduğunu ispatlamak için dinin bağlılarının anlayışlarının kıt ve hafızaların kötü olduğu tezini ileri sürmekteydiler. Allahu Tealanın bildirdiği üzere:40

“Bizden basit görüşle hareket eden alt tabakamızdan başkasının sana uyduğunu görmüyoruz.”41



40- Bu ayette Hz Nuh (as)’ın kavminin önden gelenlerinden bir topluluğu sadece Allah’a ibadete davet ettiğinde, kavminin önde gelenlerinin vermiş olduğu cevaba yer veriliyor. Onlar, Hz Nuh’a sadece fakir ve güçsüz kimselerin tabi olduğunu iddia etmişler ve “alt tabakadan” olarak nitelendirdikleri kimselerin daveti kabul edişlerini ise “basit görüşle hareket” olarak adlandırmışlardır.

41- Hud 11/27
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #11 : 02 Ağustos 2010, 20:36 »

Onbirinci ve Onikinci Özellikler: Mantıklı Kıyasları Reddederken Mantıksız Kıyaslar Kullanırlardı

[11] : الاستدلال بالقياس الفاسد كقولهم: {إن أنتم إلا بشر مثلنا}.
[12] : إنكار القياس الصحيح، والجامع لهذا وما قبله عدم فهم الجامع والفارق.


11- Allah’ın şu ayetinde bildirildiği üzere onlar mantıksız ve tutarsız (fasid) kıyası delil olarak getirirlerdi42: “Siz de bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz.”43

12- Onlar doğru ve gerçek kıyasları reddederlerdi. Bu ve bundan bir önceki özelliklerin ortaya çıkmasının sebebi, benzerlikleri ve farklılıkları anlamada (mesela peygamberlerle insanlar arasındaki fark ve benzerlikler) onların anlayışlarının kıt olmasıdır.



42- Burada yine Nuh (as)’ın Ad ve Semud kavmini bir olan Allah’a ibadete daveti üzerine, bu kimselerin Nuh (as)’ın davetini reddederek ona karşı vermiş oldukları cevaba yer verilmektedir.

43- İbrahim 14/10

Bu söylemleri şu ayeti andırmaktadır: “(İblis): ‘Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın’ dedi.” (el-Araf 7/12) Onların bu iddialarına Kur’an’ın birçok yerinde rastlamaktayız: “Bunun üzerine, kavminin inkarcı ileri gelenleri şöyle dediler: ‘Bu, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka birşey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi.” (Mu'minun 23/24); “Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf ‘Allah peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?’ demeleri engellemiştir.” (el-İsra 17/94); Ve Rabbimiz’in onların bu batıl iddialarına cevabı: “Şunu şöyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.” (el-İsra 17/95)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #12 : 03 Ağustos 2010, 19:23 »

Onüçüncü Özellik: Alimler ve Salih Kimseler Hakkında Aşırıya Giderlerdi

[13] : الغلو في العلماء الصالحين، كقوله: {يا أهل الكتاب لا تغلوا في دينكم ولا تقولوا على الله إلا الحق}.

13- Allahu Tealan'ın şu ayetinde görüleceği üzere onlar alimler ve salih kimseler hakkında aşırıya kaçmışlardır:44

“Ey ehl-i kitap. Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin.”45



44- Allah Rasulu (sav) şöyle buyurmaktadır: “Hiristiyanların Meryem oğlu (İsa)ya taptıkları gibi siz de bana tapmayın. Ben sadece bir kulum, Benim için sadece Allah’ın kulu ve elçisi deyiniz.” (Buhari) Yine bir başka hadiste de şöyle buyurmaktadır: “Dinde aşırıya kacmayın, sizden öncekileri helak eden şey, dinde aşırıya gitmeleri olmuştur.” (Nesai; İbni Mace; Ahmed) Allahu Teala dinde aşırıya kaçmak ve din adamlarıyla salih kimseler konusunda aşırıya kaçmakla ilgili şöyle buyurmaktadır: “(Yahudiler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (Hiristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) rabler edindiler.” (et-Tevbe 9/31); “De ki: Ey Kitap ehli. Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, bir çoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın.” (el-Ma'ide 5/77)

45- en-Nisa 4/171
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #13 : 06 Ağustos 2010, 04:09 »

Ondördüncü Özellik: Onlar Hakkı İnkar Eder ve Batılı Doğrularlardı

[14] : أن كل ما تقدم مبني على قاعدة وهي النفي والإثبات، فيتبعون الهوى والظن ويُعرضون عما جاءت به الرسل.

14- Bahsedilenlerin tümü bir kabul etme ve reddetme (Allah’ın reddettiğini kabul eder ve Allah’ın doğruladığını inkar ederlerdi) prensibi üzerine inşa edilmiştir.46 Yani onlar, Allahın onlara vahyettiğinden yüz çevirerek yararsız arzularına ve zanlarına uymuşlardır.



46- “Batıla inanıp, Allahı inkar edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.” (el-Ankebut 29/52)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #14 : 07 Ağustos 2010, 20:29 »

Onbeşinci Özellik: Hakkı Kabul Etmemek İçin Batıl Mazaretler İleri Sürerlerdi

15] : اعتذارهم عن اتباع ما آتاهم الله بعدم الفهم كقولهم: {قلوبنا غلف}، {يا شعيب ما نفقه كثيراً مما تقول}، فأكذبهم الله وبين أن ذلك بسبب الطبع على قلوبهم، وأن الطبع بسبب كفرهم.

15- Onlar Alahu Teala'nın vahyettiği üzere Allahın indirdiğine uymamalarına gerekçe olarak anlayışlarının kıtlığını mazeret olarak ileri sürerlerdi47: “Kalplerimiz perdelidir.”48 Ve yine Allahu Teala'nın bildirdiği üzere: “Dediler ki: Ey Şuayb: Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz.”49

Yani Allahu Teala onları yalancılar olarak itham ediyor ve onların anlayışlarının kıt olmasının, kalplerinin mühürlü olmasından ve kalplerinin mühürlü olmasının da onların kafir olmalarından ileri geldiğini ortaya koyuyor.



47- “Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.” (er-Rad 13/11); “Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır.” (Fussilet 41/5); “Onlar yoldan sapınca Allah da kalplerini saptırmıştı.” (es-Saf 61/5)

48- el-Bakara 2/88

49- Hud 11/91
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #15 : 08 Ağustos 2010, 19:50 »

Onaltıncı Özellik: Yahudiler Tevratı Büyü İle Değiştirdiler

[16] : اعتياضهم عما أتاهم من الله بكتب السحر، كما ذكر الله ذلك في قوله: {ولما جاءهم رسول من عند الله مصدق لما معهم نبذ فريق من الذين أوتوا الكتاب كتاب الله ورآء ظهورهم كأنهم لا يعلمون * واتبعوا ما تتلوا الشياطين على ملك سليمان وما كفر سليمان ولكن الشياطين كفروا يعلمون الناس السحر ومآ}.

16- Allahu Teala'nın Kuran'da değindiği üzere onlar Allah tarafından kendilerine verileni, büyü kitapları ile değiştirdiler: “Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptan bir grup, sanki Allah’ın kitabını bilmiyormuş gibi onu arkalarına atıp terk ettiler. Süleyman (as)’ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular.”50



50- el-Bakara 2/101-102
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #16 : 11 Ağustos 2010, 15:25 »

Onyedinci Özellik: Kendi Sapıklıklarını Peygamberlere Atfederlerdi

[17] : نسبةُ باطلهم إلى الأنبياء كقوله: {وما كفر سليمان}، وقوله: {ما كان إبراهيم يهودياً ولا نصرانياً}.

17- Allahu Teala'nın bildirdiklerinden anlaşıldığı üzere onlar kendi sapıklıklarını peygamberlere atfederlerdi:

“Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı.”51

Ve yine şöyle buyurmaktadır52:

“İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi.”53



51- el-Bakara 2/102

52- Burada Allahu Teala Yahudi ve Hıristiyanların iddialarını reddetmektedir. Bunlardan her biri kendilerine yeni bir din icad ettiler ve bu yeni dini peygamberlere atfettiler. Yahudiler büyü öğrendiler ve bunu Süleyman (as)’a nispet ettiler. Hiristiyanlar ise, batıl dinlerini İbrahim (as)’a nispet ettiler. Allahu Teala bu iki ayette hakikati ortaya çıkarmaktadır.

53- Al-i İmran 3/67
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #17 : 12 Ağustos 2010, 17:20 »

Onsekizinci Özellik: Peygamberlere Karşı Çıkmalarına Rağmen Kendilerini Onlara Atfederlerdi

[18] : تناقضهم في الانتساب، ينتسبون إلى إبراهيم مع إظهارهم ترك اتباعه.

18- Kendi yaptıkları yüzünden kendileriyle çelişirlerdi. Apaçık bir biçimde Hz İbrahim (as)'ı takip etmedikleri halde kendilerini ona atfederlerdi.

Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #18 : 13 Ağustos 2010, 02:20 »

Ondokuzuncu Özellik: Salih Kimseleri, Kendilerini Onlara Atfeden Kimselerin Fiileri Sebebiyle Kınarlardı

[19] : قدحهم في بعض الصالحين بفعل بعض المنتسبين إليهم، كقدح اليهود في عيسى، وقدح اليهود والنصارى في محمد صلى الله عليه وسلم.

19- Kendilerini salih kimselere atfeden kişilerin davranışları sebebiyle, salih kimseleri karalar ve suçlarlardı. Bunun örneğine Yahudilerin İsa (as)'ı inkarlarında 54 ve Yahudiler ile Hristiyanların Hz Muhammed (sav)'i inkarlarında rastlarız.



54- Yahudiler Hz İsa’yı annesi Meryem’in zina ettiği suçlamasıyla karalamışlar ve suclamışlardır. Allahu Teala bu hususa şu ayette değinmektedir: “Bir de inkar etmelerinden ve Meryen’in üzerine büyük bir iftira atmalarından.” (en-Nisa 1/156)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #19 : 14 Ağustos 2010, 16:12 »

Yirminci Özellik: Büyücü ve Sihirbazların Hareketlerine Salih Kimselerin Mucize ve Kerametleri Olarak İnanırlardı

[20] : اعتقادهم في مخاريق السحرة وأمثالهم أنها من كرامات الصالحين، ونسبته إلى الأنبياء كما نسبوه لسليمان عليه السلام.

20- Büyücü ve benzerlerinin hilelerinin Allah'ın salih kullarına bahsettiği kerametleri olduğuna inanırlardı. Ve bunları peygamberlere –mesela Hz Süleyman'a yaptıkları gibi- atfederlerdi.
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #20 : 15 Ağustos 2010, 20:16 »

Yirmibirinci Özellik: Islık Çalarak ve El Çırparak Allaha İbadet Ederlerdi

[21] : تعبدهم بالمُكَاءِ والتَصِديةِ.

21- Onlar ıslık çalarak ve ellerini çırparak Allaha ibadet ederledi55.



55- Bu şekilde ibadet ettiklerinin delili Allahu Teala’nın şu ayetidir: “Onların Beytullah yanındaki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bişey değildir. (Ey kafirler) İnkar etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadın.” (el-Enfal 8/35)

İbn Abbas (ra) dediki: “Kureyş’in adeti çıplak olarak ıslık çalmak ve el çırpmaktı (alkış) ve bu onların yaptıkları bir ibadetiydi." Amr ibni Mücahid ve Süddi şöyle dedi: "Onlar ıslık çalıp el çırparlardı."

Bu nokta itibariyle bu husus bir sonraki başlıkla bağlantılıdır. Şöyleki müşrikler dinlerini oyun ve eğlence edinmeleri sebebiyle bu şekilde ibadet etmektedirler.
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #21 : 16 Ağustos 2010, 18:06 »

Yirmi ikinci Özellik: Dini Bir Oyun Eğlence Edinirlerdi

[22] : أنهم اتخذوا دينهم لهواً ولعباً.

22- Dini kendilerine oyun eğlence edinirlerdi56.



56- Allahu Teala onların bu düşüncelerini şöylece reddetmektedir: “Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak.” (el-Enam 6/70)
« Son Düzenleme: 17 Ağustos 2010, 20:26 Gönderen: Hanif Muvahhid » Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #22 : 17 Ağustos 2010, 20:29 »

Yirmi üçüncü Özellik: Dünya Hayatına Aldanırlardı

[23] : أن الحياة الدنيا غرتهم، فظنوا أن عطاء الله منها يدل على رضاه كقولهم: {نحن أكثر أموالا وأولاداً وما نحن بمعذبين}.

23- Bu dünya hayatına aldanırlardı. Allahu Tealanın bildirdiği üzere onlar Allah'ın bir kimseye dünya malı vermesini Allah'ın o kimseden hoşnut olduğu şeklinde algılarlardı57: “Ve: Biz malca ve evlatca daha çoğuz, biz azaba uğratılacak değiliz, dediler.”58



57- Bu, Allah’ın bir kimseye verdiği dünya malı ölçüsünce o kimseden hoşnut olduğu manasına gelir velev ki o kimse o kafir olsa bile. Allah Rasulu (sav) şöyle buyurmaktadır: “Gerçekte Allah bu dünya hayatını hem sevdiklerine ve hem de sevmediklerine verir. Din konusunda ise, onu sevdiklerinden başkasına vermez.” (Ahmed, ve Hakim 1/193, no: 102 ve 5/230, no: 7381’de nakletmiş ve şöyle demiştir: Bu hadis, Buhari ve Müslim tarafından nakledilmemiş olmasına rağmen, rivayet zinciri sahihtir.) Bir başka hadiste şöyle buyurmaktadır Rasulullah (sav): “Allah’ın gözünde bu dünya hayatının değeri bir sivrisineğin kanadı kadar olsaydı, Allah kafirlerin ondan bir yudum su almalarına dahi müsaade etmezdi.” (Tirmizi nakletmiş ve hadis hakkında sahih olduğunu ve kelime dizilişinde sorun olduğunu belirtmiştir.)

58- es-Sebe 34/35
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #23 : 18 Ağustos 2010, 20:38 »

Yirmi dördüncü Özellik: Zayıf Kimseler Hakka Tabi Olduğunda, Haktan Uzak Dururlardı

24] : ترك الدخول في الحق إذا سبقهم إليه الضعفاء تكبراً وأنفة، فأنزل الله تعالى: {ولا تطرد الذين يدعون ربهم}. الآيـات.

24- Onlar güçsüz ve fakir kimselerin hakka tabi olduklarını gördüklerinde, hakka teslim olmayı onur kırıcı ve küçük düşürücü kabul eder, ve ondan kaçınırlardı. Bunun üzerine Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:59 

“Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları kovma.”60



59- Bu ayetin hemen ardından Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Aramızdan Allah’ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı? demeleri için onların bir kısmını diğerleri ile işte böyle imtihan ettik. Allah şükredeneleri daha iyi bilmez mi?” (el-En'am 6/53)

60- el-En'am 6/52
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #24 : 19 Ağustos 2010, 21:56 »

Yirmi beşinci Özellik: Bir Şeyin İlk Bağlılarının Zayıf Kimseler Olduğunu Gördüklerinde Onun Yanlış Olduğunu Düşünürlerdi

[25] : الاستدلال على بطلانه بسبق الضعفاء، كقوله: {لو كان خيراً ما سبقونا إليه}.

25- Zayıf ve fakir kimselerin hak olanın ilk tabileri olması, onların iddialarına göre bunun yanlışlığını göstermekteydi.61 

Allahu Teala bunu bildirmektedir: “Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.”62



61- “Onlar şöyle cevap verdiler: Sana düşük seviyeli kimseler tabi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hic?” (eş-Şuara 26/111); “Bizden basit görüşle hareket eden alt tabakamızdan başkasının sana uyduğunu görmüyoruz.” (Hud 11/27); “Aramızda Allah’ın kendilerine lutuf ve ihsanda bulunduğu kimseler bunlar mı?” (el-En'am 6/53)

62- el-Ahkaf 46/11
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #25 : 21 Ağustos 2010, 19:19 »

Yirmi altıncı Özellik: Kitaptaki Delilleri, İlmi Öğrendikten Sonra Tahrif Ederlerdi

[26] : تحريف كتاب الله من بعد ما عقلوه وهم يعلمون.

26- Allah'ın kitabını kavradıktan sonra, kasıtlı ve bilinçli olarak tahrif etmek.63



63- Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Ehl-i kitaptan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.” (Al-i İmran 3/78); “(İsrailoğullarına): Bu kasabaya girin, orda bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yeyin, kapısından egilerek girin, (girerken) ‘Hitta’ (Ya Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karsılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik. Fakat zalimler kendilerine söylenenleri başka sözlerle (Hinta=buğday) değiştirdiler.” (el-Bakara 2/58-59)

Bu olayın bir benzeri de Kur’an’daki bir ayette yapılmaya calışılmıştır: “Rahman arşa ‘istiva’ etmiştir.” (Ta-Ha 20/5) ayette geçen ‘istiva’ kelimesi ‘istivla’ (istila etti) kelimesiyle değiştirilmeye calışılmıştır.

Yine Yahudilerin hakkı bile bile inkar etmelerine, tevil ve tahrif etmelerine örnek olarak Allah Rasulunun Medinede zina eden Yahudi kadın ve Yahudi adam hakkında Yahudi alimlerle yaptığı tartışmayı zikredebiliriz. Yahudiler, kendi elleriyle Allah’ın kitabını değiştirmişler ve evli kişilerin recmedilmesi emrini, zina edenler asalet sahibi olduğu icin, tevil ve tahrif ederek, yüz sopa ve yüzü karaya boyayıp ters-yüz ederek merkebe bindirme şekline çevirmişlerdi. Kendi aralarında bir kadınla erkek zina edince Allah Rasulu (sav)’e danışmaya gelmişler ve eğer recmden başka hüküm verirse Resulullah (sav)’e uymayı, recm kararı verirse de uymamayı kararlaştırmışlardı: “Allah Rasulu (sav) onlara Tevrat'ta recm konusunda ne görüyorsunuz? diye sordu. Onlar: biz, zina edenleri sopalatırız dediler. Abdullah İbn Selam (Müslüman olmadan önce bir Yahudi alimiydi) Yalan söylersiniz, Tevratta recm vardır dedi. Tevrat’ı getirdiler, ortaya açtilar. Birisi elini recm bölümü üzerine koydu. Bölümün öncesini ve sonrasını okudu. Abdullah İbn Selam dediki: Elini kaldır. O elini kaldırdı ve görüldüki; bu kısımda recmle ilgili bölüm bulunmaktadır. Yahudiler, Muhammed doğru söyler. Tevratta recm bölümü vardır, dediler. Resulullah (sav) onlara emretti ve zina edenleri recmettiler.” Bu hadis değişik birçok sahabe ve lafızla rivayet edilmiştir. (Buhari; Müslim; Ebu Davud; Malik, Muvatta; Ahmed, Müsned; İbni Cerir; Nesai; İbni Mace)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #26 : 22 Ağustos 2010, 16:38 »

Yirmi yedinci Özellik: Kitapları Batılla Değiştirip Bunu Allaha Atfederlerdi

[27] : تصنيف الكتب الباطلة ونسبتها إلى الله، كقوله: {فويل للذين يكتبون الكتاب بأيديهم ثم يقولون هذا من عند الله} الآية.

27- Allahu Tealanın bizlere bildirdiği üzere kitabı batılla değiştirirler ve bunu Allah'a atfederlerdi: “Elleriyle bir kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için ‘Bu Allah katındandır’ diyenlere yazıklar olsun.”64



64- el-Bakara 2/79
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #27 : 23 Ağustos 2010, 03:51 »

Yirmi sekizinci Özellik: Hak Başkalarından Geldiğinde Onu Reddederlerdi

[28] : أنهم لا يقبلون من الحق إلا الذي مع طائفتهم، كقوله: {قالوا نؤمن بمآ انزل علينا}.

28- Kendi dinlerinden/gruplarından gelmeyen hiçbir hakikati kabul etmezlerdi65.

Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Kendilerine: Allah’ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız derler ve ondan başkasını inkar ederler. Halbuki o Kur’an, kendi ellerinde bulunan Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır.”66



65- “(Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe, ona karşı büyüklük tasladınız. (Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.” (el-Bakara 2/87)

66- el-Bakara 2/91
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #28 : 24 Ağustos 2010, 04:01 »

Yirmi dokuzuncu Özellik: Takip Edilmesi Gerektiğini İddia Ettikleri Kimselerin Görüşlerine Uymazlardı

[29] : أنهم مع ذلك لا يعلمون بما تقوله طائفتهم، كما نبه الله تعالى عليه بقوله: {قل فَلِمَ تقتلون أنبياء الله من قبل إن كنتم مؤمنين}.

29- Bunun aksine, kendi bağlı oldukları grubun neye inandıklarını dahi bilmezler67 Allahu Tealanın bildirdiği üzere:

“(Ey Muhammed) Onlara: Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz daha önce Allah’ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz? deyi ver.”68



67- Kendilerine indirilen kitapla çelişirlerdi. Kitapları onlara peygambelere saygı gösterilmesi ve uyulması gerektiğini söylemesine rağmen, onlar peygamberlerin arasını ayırır, bir kısmını yalanlar bir kısmını öldürürlerdi. Yine onların kitaplarında Hz Muhammed (sav) onlara tarif edilmiş olmasına rağmen onu inkar ederlerdi: “Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi Peygambere uyanlar (var ya).” (el-Araf 7/157); “Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları Ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti.” (es-Saf 61/6)

68- el-Bakara 2/91
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #29 : 25 Ağustos 2010, 02:49 »

Otuzuncu Özellik: Bölünme Taraftarıydılar ve Birliği Bozarlardı

[30] : وهي من عجائب آيات الله، أنهم لما تركوا وصية الله بالاجتماع، وارتكبوا ما نهى الله عنه من الإفتراق، صار كل حزب بما لديهم فرحين.

30- Bu Allahu Teala'nın en büyük mucizelerindendir ne zamanki bu insanlar, Allah’ın emirlerini terketmede birlik oldular ve Allahın yasakladıklarını işlemeye başladılar, “her grup kendilerinde bulunanla sevindi”69 diye tanımlanan hal oluştu.



69- er-Rum 30/32
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #30 : 26 Ağustos 2010, 00:41 »

Otuz birinci Özellik: Hak Olan Dine Karşı Düşmanlık Beslerler ve Batıl Olan Dine Sevgide Bulunurlardı

[31] : وهي من أعجب الآيات أيضاً، معاداتهم الدين الذي انتسبوا إليه غاية العداوة، ومحبتهم دين الكفار الذين عادوهم وعادوا نبيهم وفئتهم غاية المحبة، كما فعلوا مع النبي صلى الله عليه وسلم لما أتاهم بدين موسى عليه السلام، واتبعوا كتب السحرة، وهي من دين آل فرعون.

31- Bu da yine Allah'u Teala'nın bir başka hayret ettirici mucizelerinden biridir. Cahiliye toplumu insanları, kendilerini üzerinde birleştirdikleri dine karşı en üst derecede nefretkar bir tavır takınırlar oysa kafirlerin dinlerine, kendilerine ve peygamberlerine düşmanca tavır takınmalarına rağmen, ise sevgi beslerler. Kendi musibetleri, düşmanlarının dinlerine olan sevgileri ölçüsünde büyük olmuştur. Tıpkı peygamber (sav)’e yaptıkları gibi, kendileri Hz. Musa'yla arasında bir benzerlik kurmaya calışıyorlardı, kendileri (gerçekte) büyü kitaplarını takip ederken. Ve bu tabi oldukları büyü Firavunun milletinin diniydi.
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #31 : 27 Ağustos 2010, 16:34 »

Otuz ikinci Özellik: Kendilerinden Hoşnut Olmadıkları Kimselerden Hak Sudur Olduğunda Onu İnkar Ederlerdi

[32] : كفرهم بالحق إذا كان مع من لا يهوونه، كما قال تعالى: {وقالت اليهود ليست النصارى على شئ وقالت النصارى ليست اليهود على شئ}.

32- Kendilerinden hoşlanmadıkları yahutta anlaşmazlık üzere oldukları birilerinden hak geldiğinde onu inkar ederlerdi.

Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil’i) okumakta oldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler.”70



70- el-Bakara 2/113
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #32 : 28 Ağustos 2010, 16:40 »

Otuz üçüncü Özellik: Doğrunun ve Yanlışın Zıddını Söylerlerdi

[33] : إنكارهم ما أقروا أنه من دينهم، كما فعلوا في حج البيت، فقال تعالى: {ومن يرغب عن ملة إبراهيم إلا من سَفِهَ نفسه}.

33- Kendi dinlerinde olan ve daha önce kabul ettikleri şeyleri inkar ederlerdi tıpkı, Hac ibadeti sırasında Kabe'de yaptıkları gibi.71

Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “İbrahim’in dininden kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir?”72



71- Müşrikler de hac ibadetini yapmaktaydılar. Ancak ataları İbrahim (as)'ın onlara öğretmiş olduğu şekli bozarak bu ibadeti yerine getirirlerdi. Bu şekilde kendi tercih ettikleri hac ibadetinin bozuk biçimini kabul ederek ve uygulayarak, kendi dinlerinin önemli bir ibadeti sayılan hac ibadetinin doğru biçimini reddederlerdi. Kabe içinde ve etrafında Safa ve Merve arasında putlar bulundurmaları, Kabe etrafındaki tavaflarını çıplak, ıslık çalarak ve el çırparak yapmaları İbrahim (as)'ın onlara öğretmiş olduğu hac ibadetinin doğru uygulama biçiminden bozdukları bölümler arasında sayılabılır. Rasulullah (sav) onların bu tarz uygulamalarına muhalefet etmiş ve sünnette yer aldığı şekliyle bizlere hac ibadetinin doğru uygulanış biçimini öğretmiştir.

Allahu Teala Hz İbrahim’e Kabe’yi inşa edeceği yeri, göstermiş ve onun Kabe’yi inşa etmesini emretmiştir: “Bir zamanlar İbrahim’e Beytullah’ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, ruku ve secdeye varanlar için evimi temiz tut.” (Hac 22/26); “Bir zamanlar İbrahim, İsmail’le beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor, (şöyle diyorlardı) Ey Rabbimiz bizden bunu kabul buyur; şüphesiz Sen işitensin, bilensin.” (el-Bakara 2/137) İbrahim (as) oğlu İsmail (as) ile birlikte Beytullah’ın temellerini yükseltmiş ve orayı ibadetleri için kıble ve hac ve umre ibadeti için de tavaf yeri kılmıştır. İşte bunlar İbrahim (as)’ın dininden miras kalmış ibadetlerdir. Yahudiler ve Hıristiyanlar da kendilerini İbrahim’in dinine atfetmektedirler ancak bu ibadetleri inkar etmektedirler çünkü Hz Muhammed (sav)’e olan kinleri, onların İbrahim Peygamberin dinine de yüz çevirmelerine yol açmıştır.

72- el-Bakara 2/130
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #33 : 29 Ağustos 2010, 11:53 »

Otuz dördüncü Özellik: Her Grup Kendi İçinde Övünürdü ve Ddiğerlerinden Ayrılırdı

[34] : أن كل فرقة تدعي أنها الناجية، فأكذبهم الله بقوله: {هاتوا برهانكم إن كنتم صادقين}، ثم بين الصواب بقوله: {بلى من أسلم وجهه لله وهو محسن}.

34- İçlerindeki her grup kendilerinin kurtuluşa ereceğini iddia ederdi.73 

Allahu Teala onların yalancı olduklarını ortaya koyarak şöyle buyurmaktadır: “Eğer sahiden doğru söyluyorsanız delilinizi getirin, de.”74
 
Bunun ardından hak olanı belirterek şöyle buyurmaktadır: “Bilakis, kim muhsin olarak yüzünü Allah’a döndürürse (Allah’a hakkıyla kulluk ederse)75 onun ecri Rabbi katındadır.”76



73- Bu iddialarina en temel delil Allahu Tealanin şu ayeti kerimesidir: “(Ehl-i Kitap:) Yahudiler yahut Hırisitiyanlar haric hic kimse cennete giremeyecek, dediler.” (el-Bakara 2/111)

74- el-Bakara 2/111

75- Ayetin “yüzünü Allah’a döndürürse” bölümü samimiyete, “Bilakis, muhsin olarak” bölümü ise amellerin kabulünün iki şartından biri olan sünnete uygun (ihlaslı ve itaatkar) hareket etmeye işaret etmektedir. Bu şekilde Allahu Teala, kurtuluşa erecek olan fırkanın, tevhide ve sünnete uyan fırka olduğunu ortaya koymaktadır, Allah en iyisini bilendir.

Rasulullah (sav): “Ümmetim 73 fırkaya bölünecektir ve biri hariç tümü cehennemdedir.” buyurmuş bunun üzerine sahabeler: “Hangisidir o, ey Allah’ın Rasulu?” diye sormuşlar ve Rasulullah da şöyle cevap vermiştir: “Benim ve sahabelerimin üzerinde bulunduğu şeyi yapanlar.” (Ebu Davud; Tirmizi; İbni Mace, Tirmizi hadisin sahih oldugunu söylemistir.)

76- el-Bakara 2/112
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #34 : 30 Ağustos 2010, 16:27 »

Otuz beşinci Özellik: Kendilerine Yasaklanmış Olan Şeyleri Yaparak Allaha Yaklaşacaklarını İddia Ederlerdi

[35] : التعبد بكشف العورات كقوله: {وإذا فعلوا فاحشة قالوا وجدنا عليهآ ابآءنآ والله أمرنا بها},

35- Allahu Tealanın bildirdiği üzere mahrem yerlerini açarak ibadette bulunurlardı: “Onlar bir kötülük77 yaptıkları zaman: Babalarımızı bu yolda bulduk… derler.”78



77- Mesela Kabeyi çıplak olarak tavaf etmek. Oysa Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: “Ey Adem oğulları Her secde edişinizde (ibadet) güzel elbiselerinizi giyin.” (el-Araf 7/31)

78- el-Araf 7/28
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #35 : 31 Ağustos 2010, 11:33 »

Otuz altıncı Özellik: Kendilerine Helal Kılınmış Olanı Haramlaştırarak ve Haram Kılınmış Olanı da Helalleştirerek, Allaha Yaklaşacaklarına İnanırlardı

[36] : التعبد بتحريم الحلال، كما تعبدوا بالشرك.

36- Onlar kendilerine yasaklanmış şekillerde ibadet ederlerdi ve yine aynı biçimde Allaha ortaklar koşarlardı.79



79- Allahu Teala bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak: ‘Bu helaldir, şu haramdır” demeyin, çünku Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.” (en-Nahl 16/116) Cahiliye döneminde bu çok yaygın bir uygulamaydı. Yahudiler kendilerine birçok şeyi haram kılarken aynı zamanda Allah’ın haram kıldıklarını da (faiz, başkalarının malını haksız yere yemek) helal kılmaktaydılar. Arap müşrikleri ise bazı hayvanların etlerini yemeyi kendilerine haram kılmışlardı. Allahu Teala müminlere şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın.” (el-Ma'ide 5/87)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #36 : 01 Eylül 2010, 06:02 »

Otuz yedinci Özellik: Haham ve Papazlarını Allah'tan Başka Rabler Edinirlerdi

[37] : التعبد باتخاذ الأحبار والرهبان أرباباً من دون الله.

37- Haham ve papazlarını Allah'tan başka rabler edinerek onlara boyun eğerlerdi.80



80- Bu özellik bir önceki özellikle bağlantılıdır. İlk özellikde Ehli Kitabın alimlerinin helali haram, haramı da helal yaptıklarına işaret etmektedir. Bu ikinci özellik ise, Ehli Kitaptan kimselerin, bu lanetli alimlere, kendi kitaplarındaki Allah’ın emirlerini tahrif ettiklerinde onlara itaat ederek, bu din adamlarını tıpkı Allah’tan başka rabler edinmelerine işaret etmektedir: “(Yahudiler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (Hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) rabler edindiler.” (et-Tevbe 9/31) Adiyy İbni Hatim (ra)’dan rivayet edilen hadisde şöyle denilmektedir: Adiyy boynunda gümüşten bir hac olduğu halde Rasulullah (sav)’in yanına girdi. Rasulullah (sav) “Onlar Allah’tan ayrı hahamlarını, rahiblerini rabbler edindiler” ayetini okudu. Adiyy der ki: Ben Muhakkak onlar onlara ibadet etmediler, dedim. Rasulullah (sav) de: “Evet onlar onlara helali haram kıldılar, haramı da helal kıldılar. Ve onlar da kendilerine uydu. İşte onların, onlara ibadeti budur” buyurdular. (Ahmed; Tirmizi; İbni Cerir)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #37 : 02 Eylül 2010, 01:28 »

Otuz sekizinci Özellik: Allah’ın İsim ve Sıfatlarını İnkar Ederlerdi

[38] : الإلحاد في الصفات، كقوله تعالى: {ولكن ظننتم أن الله لا يعلم كثيراً مما تعملون}

38- Allahu Tealanın bildirdiği üzere Allah’ın sıfatlarını inkar ederlerdi81: “yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.”82



81- Burada örnek olarak verilen ayeti kerimede Allah’ın ilim sıfatı inkar edilmektedir. Oysa Allahu Teala her şeyin ilmine vakıf olandır: “Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve acığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.” (et-Tegabun 64/4) Allahu Teala müşriklerin bu asılsız iddialarına “zan” adı vermekte: “Rabbiniz hakkında beslediğiniz zan varya!” (Fussilet 41/23) Ve ayet Allah’ın sıfatlarını inkar edenlerin akibetini açıklayarak son buluyor: “İşte sizi o mahvetti, ziyana uğrayanlardan oldunuz.” (Fussilet 41/23)

Allah’ın sıfatlarının inkarının bir başka şekli ise Allah’ın sıfatlarını tevile yeltenmek yahut tahrif etmektir. Bu şekildeki inkara istiva (Allah’ın yükselmesi) kelimesinin istila (Allah’ın istilası) şeklinde tahrif edilmesiyle yine Allah’ın eli ifadesinin, Allah’ın kudreti olarak tevil edilmesi vb örnektir.

82- Fussilet 41/22
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #38 : 03 Eylül 2010, 17:24 »

Otuz dokuzuncu Özellik: Allah’ın İsimlerini İnkar Ederlerdi

[39] : الإلحاد في الأسماء، كقوله: {وهم يكفرون بالرحمن}.

39- Allahu Teala'nın bildirdiği üzere Allah’ın isimlerini inkar ederlerdi83: “Onlar Rahman’ı inkar ediyorlar.”84



83- Bu ayeti kerimede verilen örnekde Allah’ın “Rahman” isminin inkar edildiğini görmekteyiz. Bunun bir başka örneği ise Hudeybiye Anlaşması yazılırken Rasulullah (sav)’in Hz Ali (ra)’ya “Bismillahir-Rahmanir-Rahim” yazmasını söylemesi üzerine müşriklerden Suheyl bin Amr’ın sadece “Bismillah” yazılmasını ve kendilerinin “Rahman ve Rahim” olanı tanımadıklarını söylemesidir. Söyle demiştir Suheyl: "Allah’a yemin olsunki ben Rahman’ı tanımıyorum." (Buhari)

Müşrikler şöyle diyorlardı: Bizler Yemame’nin Rahman’ından başka (Müseyleme Rahman ismiyle biliniyordu) Rahman tanımıyoruz. Bunun üzerine Allahu Teala şöyle buyurdu: “Onlar Rahman’ı inkar ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O’ndan başka tanrı yoktur. Sadece O’na tevekkül ettim ve dönüs O’nadır.” (er-Ra'd 13/30) Yine benzeri bir olay Rasulullah (sav) Mekke’de ibadet ederken: “Ey Allah, ey Rahman!” demekteydi. Bunu duyan Mekkeli müşrikler Muhammed tek tanrıya inandığını söylüyor ama iki tanrıya yalvarıyor "Ey Allah, ey Rahman!" diyor demeye başladılar. Bunun üzerine Allahu Teala şöyle buyurdu: “De ki: İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O’na hastır.” (el-İsra 17/110) Bu ve benzeri olaylar, onların Allah’ın isim ve sıfatlarındaki ta'til yada inkarına örnektir.

Müşrikler bunun dışında yine Allah’ın isimlerini tahrif ederek kendi uydurdukları tanrılara isimler olarak veriyorlardı. Allah ismini tahrif ederek Lat, Aziz isimini de tahrif ederek Uzza yapmaları bunlara örnektir. Buna reddiye olarak Allahu Teala şöyle buyurmuştur: “En güzel isimler (el-Esmau’l-Husna) Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın.” (el-A'raf 7/180)

Kur’an’da Allah’ın isimleri hakkında şu ayetler bulunmaktadır: “Allah kendisinden başka ilah olmayandır. En güzel isimler O’na mahsustur.” (Ta-Ha 20/8); “O, öyle Allah’tır ki, O’ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, (Rahman) esirgeyendir, (Rahim) bagışlayandır. O, öyle Allah’tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, (Melik) mülkün sahibidir, (Kuddüs) eksiklikten münezzehtir, (Selam) selamet verendir, (Mü’min) emniyete kavuşturandır, (Muheymin) gözetip koruyandır, (Aziz) üstündür, (Cebbar) istediğini zorla yaptıran, (Mütekebbir) büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O, yaratan, var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nun şanını yüceltmektedirler. O, (Aziz) galiptir, (Hakim) hikmet sahibidir.” (el-Haşr 59/22-24)

Hadislerde şöyle geçmektedir: Rasulullah (duasında) şöyle demekteydi: “Senden, Senin kendini isimlendirdiğin yada kullarına öğrettigin yada Kitabında vahyettiğin yada gaybın bilgisi dahilinde sadece kendine bıraktığın Sana ait olan tüm isimlerinle, istiyorum.” (Ahmed; Hakim, 2/189 # 1920; İbni Hibban, Sahih, 2/160 # 968) 

Yine şöyle buyurmaktadır Rasulullah (sav): “Allah’ın 99 ismi vardır. Herkim onları kendine korunak edinirse cennete girer.” (Buhari; Müslim)

Bu iki hadisten Allah’ın isimlerinin sayısının 99’dan fazla olduğunu anlamaktayız. İkinci hadiste 99 olarak verilmiş olması, Allah’ın isimlerinin 99’dan fazla olduğu gerçeğini değiştirmez. İlk hadiste Allah’ın isimlerinin bir kısmının bilinemeyeceğinden bahsedilmektedir. Bu tıpkı: ‘Benim, sadaka olarak verilmek üzere 100 ytl param var’ diyen kişinin sadaka olarak verilmek üzere sahip olduğu 100 ytl’nin dışında parasının olmadığının, bu sözünden anlaşılmaması gibidir.

84- er-Ra'd 13/30
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Hanif Muvahhid
Administrator
Full Member
*****

Değerlendirme Puanı: +1/-0
Online Online

Mesaj Sayısı: 182


« Yanıtla #39 : Dün 16:53 »

Kırkıncı Özellik: Rabblerini İnkar Ediyorlardı

[40] : التعطيل، كقول آل فرعون.

40- Firavunun kavminde olduğu üzere, Allah’ın isimlerinde tatil’e (Allah’ın isim ve sıfatlarını inkar) başvururlardı.85



85- Burada müellif Allahu Tealanın Firavun’un sözleri olarak aktardığı şu ayete işaret etmektedir: “Firavun: Ey ileri gelenler. Sizin için benden baska bir ilah tanımıyorum. Ey Haman haydi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki Musa’nın tanrısına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir, dedi” (el-Kasas 28/38) Yine bu manada “Firavun: Ey Haman, bana yüksek bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa’nın tanrısını görürürüm. Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece Firavun’a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı tamamen boşa çıktı.” (Mümin 40/36)
Logged

"Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?" (Zuhruf 43/5); "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum." (Gafir 40/30)
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.9 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Tüm hakkı Allah rızası için vakfedilmiştir.
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM